Obezite Cerrahisi

BİR DİYETİSYEN GÖZÜYLE
OBEZİTE CERRAHİSİ

Sanırım bu alanda çalışan bir diyetisyen olarak aldığım en sık sorulardan bir tanesi ‘Obezite cerrahisini destekliyor musunuz?’

Bu soruya burada direk cevap vermeden önce etrafta bu konu ile ilgili sürekli duyduğunuz obezite cerrahisi, tüp mide ameliyatı, gastrik bypass ameliyatı, metabolik cerrahi, diyabet ameliyatı, bariatrik cerrahi, mide küçültme gibi birbirine benzeyen birçok söylem hakkında ne ne değildir bilgi vermek sonrasında tüm bunlara nasıl yaklaşmalıyız diye devam etmek isterim.

Obezite, tüm dünyada yaygın ve giderek artan bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Bakıldığında kozmetik ve sosyal hayatı etkileyen bir sorun olmaktan öte, tip 2 diyabet, hipertansiyon, dislipidemi, koroner arter hastalıkları, eklem rahatsızlıkları, uyku apnesi gibi birçok ek hastalıklara da neden olarak hem yaşam süresini anlamlı derecede kısaltmakta, hem de tedavi maliyetlerini artırmaktadır. Diğer yandan kansere bağlı ölümler ve kanser insidansının artışı da obeziteye paraleldir.

WHO tarafından Asya, Afrika ve Avrupa’nın 6 ayrı bölgesinde yapılan ve 12 yıl süren MONICA (Kardiyovasküler Hastalıkta Belirleyicilerin ve Eğilimlerin Çokuluslu İzlenmesi) çalışmasında obezite prevalansında; 10 yılda %10-30 arasında bir artış olduğu bildirilmiştir.

Avrupa’da yetişkinler üzerinde yürütülen çeşitli çalışmalarda ise; fazla kilolu olma prevalansı erkeklerde %32-79, kadınlarda %28-78; obezite prevalansı ise erkeklerde %5-23, kadınlarda %7-36 arasında değişmektedir.

Bakanlık tarafından yapılan Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması (TBSA2010) sonuçlarına göre obezite sıklığı; 19 yaş ve üzerinde bireylerde %30,3 iken bu oran erkeklerde %20,5 ve kadınlarda %41 olarak bulunmuştur.

Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de obez nüfus artan bir eğilim göstermektedir. Obez nüfus oranında 2003 yılından 2012 yılına dokuz yılda yaklaşık %42 oranında bir artış gerçekleşmiştir.

Kısaca çalışmalar tüm dünyanın giderek artan obezite ile savaştığını göstermekte. Durum böyle olunca çözüm aranan yolda yöntemler her geçen gün çeşitlenmektedir. Popüler diyetler, bitkisel destekler, ilaç destekleri , cerrahi olmayan uygulamalar genellikle geçici çözüm yolu oluşturmakta ve sürdürülememektedir. Obezitenin tüm dünyada kabul görmüş en etkili tedavi yöntemi beslenme ve fiziksel aktivite ile birlikte gelen sürdürülebilir yaşam tarzı değişikliğidir.

Ancak morbid obezitesi olan bir bireyin yaşam tarzı değişiklikleriyle (tıbbi beslenme tedavisi, egzersiz ve davranış terapileri ile) tedavi edilmeye çalışılmasının hem hastanın sağlık sorunlarının çözümü, hem de maliyeti açısından düşündürücü olabildiğini göstermektedir. İstatistiksel verilere göre obezite için beslenme tedavisi uygulanan ve kilo veren kişilerin %95’inden fazlası verdiği kiloyu koruyamamakta ve yeniden kilo almaktadır. Çalışmalar bu hasta grubu için bariatrik cerrahi uygulamalarının çok daha etkin sonuçlar verdiğini bildirmiştir.

Peki nedir bu bariatrik cerrahi veya obezite cerrahisi? Öncelikle şunu bilmeliyiz ki obezite cerrahisi kapsamındaki tıbbi teknolojiler, sürekli yeni uygulamaların eklemlendiği dinamik bir alandır.

Dünyada başlangıç tarihi olarak 1954 yılında Kremen’in uç-uca yaptığı jejunoileostomi ile kilo kaybını gözlemlemesi kabul edilir. 1960’lı yıllarda Mason ve Ito gastrik by-pass yöntemini geliştirmişlerdir. Türkiye uygulaması ise 1990’ lı yılarda başlamış olup, ilk laparoskopik bariatrik operasyonu 1998’de gerçekleştirilmiştir. Ve son 20 yılda yapılan çalışmalarla bariatrik/metabolik cerrahin etkinliği ortaya konmuştur.

Obezite cerrahisi, obezitenin yanısıra metabolik hastalıkların tedavisinde de kullanılan cerrahi bir uygulamadır. Bariatrik cerrahi ise tanım olarak obezitenin nedeni, önlenmesi ve tedavisi için geliştirilen invazif veya minimal invazif tekniklerin hepsidir. Obezite cerrahisi kapsamında yapılan tüp mide/ mide küçültme ameliyatı olarak  bilinen sleeve gastrektomi ameliyatı midenin bir kısmının çıkartılması ile yapılan kısıtlayıcı/ engelleyici bir yöntemdir. Gastrik bypass ameliyatı ise Roux-N-Y, mini bypass gibi yöntemleri olan mide hacminin küçülmesiyle birlikte emilimi de bozan bir uygulamadır. Bununla birlikte yine emilimi bozan obezite cerrahisinde uygulanan biliyopankreatikdiversiyon ve/veya duodenalswitch yöntemi de vardır.

Diyabet cerrahisi / şeker ameliyatı olarak duyduğumuz metabolik cerrahi / transit bipartisyon ameliyatı ise vücutta var olan insülinin aktif kullanımını artırmak için tip 2 diyabetin tedavisinde uygulanan bir yöntemdir.

Tüm bu cerrahi yöntemler dışında bu sıralarr adını fazlaca duyduğumuz endoskopik olarak uygulanan mide balonu ve mide botoksu işlemleri de kullanılmaktadır. Bu yöntemler obezite cerrahisi kapsamına girmemekte özellikle mide botoksu işlemi cerrah dışında gastroenterologlar tarafından da yapılmaktadır. Mide balonu mideye endoskopi yardımıyla bir balon yerleştirilmesi ile mide hacminin küçülmesini sağlayarak, 6 ay – 1 yıl midede kalıp 10-20 kg arasında kilo kaybını hedeflemektedir. Mide botoksu ise yine endoskopik olarak Clostridium Botilinum bakterisinin ürettiği Botilinum toksinin mideye uygulanması sonucu midedeki düz kasların kasılmasını sınırlandırarak, mide boşalmasını yavaşlatan bir işlemdir.  Mide botoksu etkisini 4-6 ay gösterir, mide balonunda olduğu gibi ortalama 10-20 kg arasında ağırlık kaybı yaşatır.  Bu iki uygulamanın başarılı ve kalıcı olabilmesi ise beslenme takiplerinin sıkı bir şekilde yapılması ve kişide sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite ile yaşam tarzı değişikliğinin mutlaka olması gerekmektedir.

Obezite cerrahisi ve uygulanan yöntemler ise bize morbid obezitenin tedavisinde sunulmuş mucizevi araçlardır. Ocak 2018’ de toplanan verilere göre, Türkiye’de obezite cerrahisi olarak yılda yaklaşık 8 ile 10 bin hasta ameliyat oluyor. Bu ameliyatların 8-9 bini tüp mide ameliyatı olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye Obezite Araştırma Derneği`nin “Ulusal Obezite Önleme ve Tedavi Klavuzunda” obezitenin cerrahi tedavisi 16-60 yaş aralığında veya diğer sağlık problemlerinin eşlik ettiği BKİ>35 olan hastalarda cerrahi tedavi önerilmiştir. Benzer şekilde Türk Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği`nin “Obezite Tedavi Kılavuzu Ve Yaşam Tarzı Önerileri” raporunda; BMI > 40 veya BMI 35-39.9 ve ciddi medikal koşulları olan hastalarda cerrahi tedavi önerilmektedir.

2010 cerrahi olgu ve 2037 medikal olarak tedavi edilen kontrol bireylerle (ortalama VKİ 41 kg/m2) yapılan çok merkezli, prospektif, kohort eşleşmeli bir çalışma olan ; The Swedish Obesity Study (SOS), bu incelemede saptanan en büyük ve obezite cerrahisinin uzun dönem değerlendirmesini en metodolojik ve özenli bir şekilde gerçekleştiren çalışmadır. Cerrahi olgular kontrollere kıyasla, 10 yılda 16.3 kg’lık önemli derecede daha fazla kilo kaybı, 15 yıl boyunca daha düşük mortalite ve 11 yıl boyunca daha düşük ilk kez kanser insidansı ile ile ilişkilidir. Cerrahi aynı zamanda 10 yılda ; tip-2 diyabetin (%1 3’e karşı %36),  hipertansiyonun (%11’e karşı %19),  hipertrigliserideminin (%24’e karşı %46) gerilemesi , düşük HDL kolesterolü (%53’e karşı %73), yaşam kalitesi ile uyku apnesi semptomlarında istatistiksel ve klinik olarak anlamlı iyileşmelerle ilişkilidir. Cerrahi grupta ameliyat anında mortalite oranı %0.25 olup, hastalarda, kanama (%0.5), venöz tromboembolizm (%0.8), yara komplikasyonları (%1.8), derin enfeksiyonlar (%2.1), pulmoner komplikasyonları (%6.1) içeren ameliyat sonrası komplikasyonlar yaşamıştır. Kısaca bu araçları doğru yer, doğru zaman ve doğru kişi üzerinde kullanırsak başarısız olma şansımızı en aza indirgemiş oluruz.

Eğer kilo probleminiz ile ilgili tedavi bu noktaya geldiyse, daha önce birçok kez diyet denediniz ancak aynı yere geri döndüyseniz, obezite dışında obezitenin getirdiği yandaş hastalıklar ile savaşıyorsanız çözüm yolunu konuşmak için bilgisini ve deneyimlerini araştırıp güvendiğiniz bir genel cerrah ile iletişime geçebilirsiniz. Burada sizin için en önemli kriter cerrahın sizi ameliyata yönlendirmesinden sonraki aşamalarla birlikte, ameliyat öncesi gerekli tetkik ve kontrollerin, ameliyat sonrası ise takiplerin yapılacağı bir ekibin sizi bekliyor olmasıdır.

Obezite cerrahisinin sihirli bir değnek olmadığını kabul edip, obezitenin tedavisinde size sunulmuş mükemmel bir araç olduğunu bilerek, başta güvendiğiniz bir cerrah ve ekibinin olduğu merkezde attığınız adım ile kullanmaya başladığınız bu aracı sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktiveyi yaşam tarzı haline getirecek yöne doğru sürerseniz başaramayacağınız hiçbir şey olmayacağından emin olabilirsiniz.